Mind and More

MAKALELER



8563.jpg

Çocuğunuz, hoşlanmadığınız bir tavır sergilediğinde nasıl tepki veriyorsunuz? Ya da doğru davranışlarıni ne kadar destekliyorsunuz? Bu iki sorunun cevabı sizin ebeveynlik stilinizi belirler. Kimi aileler disiplini abartıp sevgi ve desteği önemsemezken kimi ise sevgi ve desteği fazlaca gösterip disiplini elden bırakıyor. Doğru olan çocuğun mizacına göre esnek ebeveyn olabilmektir.

Mola nedir?

Eskiden çocukları disiplin altına almak denince akla ilk gelen yöntem fiziksel şiddet olurdu. Bir çoğumuz anne- babalarımızdan tokat yemişizdir. Son yıllarda artık biliyoruz ki fiziksel şiddet geri dönülmez psikolojik yaralara sebebiyet verebiliyor bu yüzden artık çocuğunuza disiplin vermek için mola yöntemini seçiyoruz. Mola tekniği davranışçı psikolog B.F Skinner tarafından öne sürülen bir tekniktir. Amaç çocuğun yaptığı hoş olmayan davranışı bir daha tekrarlanmasını engellemek. Bunun için de çocuk olumsuz bir davranış sergilediğinde bulunduğu ortamdan uzaklaştırılıp kendisi için pek de hoş olmayan bir ortamda bulunmaya zorlanıyor. Zorunluluk burada anahtar kelime, zira eğer mola çocuğun zaten arzu ettiği bir ortamda geçiyorsa o vakit öğretici olmaktan çıkıyor.

Mola tekniğini uygularken çocuğunuzun uyarıcıların olmadığı bir yerde, örneğin duvara dönük şekilde ve yaşına uygun bir süre (örneğin 6 yaşındaki bir çocuk için 6 dakika) oturtmak etkili ve yeterli olacaktır. Ancak, ödev yapmayla ilgili güçlüklerde pek tavsiye edilen bir yöntem değildir. Bunun sebebi bu yöntem çocuğunuzu ödev yapmaktan alıkoyduğu için bu çocuğunuza moladan çok ödül niteliğinde olabilir. Ne demiştik anahtar kelime!

Mola yöntemi ceza mı, öğrenme mı?

Mola verirken amaç oldukça önemli. Mola bir ceza taktiği olarak kullanıldığında çocuk için sonuçları olumsuz. Ancak bir öğretme, yol gösterme, problem çözme tekniği olarak kullanılıyorsa faydalı. Aynı şekilde eğer ebeveyn olarak biz kendi stresimizi azaltmak için mola veriyorsak bu durumda yanlış bir şey yapıyoruz demektir. Çünkü amacı dışında sıklıkla kullanılan mola tekniği bir süre sonra çocuklarda kalıcı hasara neden olup onları hem daha fazla öfkeli yapıyor hem de onlara yalnız olduğunu ve sevilmediğini hissettiriyor. Özellikle çok erken yaşlarda, çocuğun idrakının tam yerleşmediği zamanlarda verilen mola, faydadan çok zarara, ebeveyn- çocuk ilişkisinde tamiri imkânsız hasara yol açabiliyor. Unutmayın, çocukların cezaya değil güvenli sınırlara ihtiyacı var!

Verdiğiniz ödüllerin miktarı, ceza miktarının en az 4 katı olsun. Bu oran, daha doğrusu oranın yarattığı iyimser bakış, çocuğunuzda korku, güvensizlik, haksızlığa uğramışlık, öfke ve saldırganlık gibi duygu ve davranışların oluşmasını önler.

 

Alıntılanan  kitaplar: Prof. Dr. Selçuk R. Şirin “Yetişin Çocuklar “s.43-44 ve  Prof. Dr. Yankı Yazgan “Hiperaktif Çocuk ve Ergen Okulda” s. 68


BU-1-1200x800.jpg

 

Sizleri, henüz 23 yaşındayken 200 yetim çocuğu yetiştiren yüreği kocaman bir kadınla tanıştıralım: Maggie Doyne.

Aslında onun ilham verici hikayesi, kendisini tanımadığını ve yaşam amacını bilmediğini fark etmesiyle başlıyor. Daha önce hiç Amerika’dan ayrılmamış olmasına rağmen 18 yaşında sırt çantasını toplayıp dünyayı dolaşmaya karar veriyor. Dört duvar arasına sıkıştırılmış sınıfların dışarısında öğrenecek ve keşfedecek sınırsız bir dünya olduğunu görüyor. Bir gün, yolculuğu esnasında karşılaşıp göz göze geldiği küçük bir kız, onun hayatını tamamen değiştiriyor.

Nepal’de savaş ve hastalıktan yetim kalan diğer tüm çocuklar gibi bu küçük kızın da para kazanabilmek için her gün $2 karşılığında yük taşıdığını gören Maggie, hayatını ve hayatını yaşayış biçimini sorgulamaya başlıyor. Dünya üzerinde, gözlerinin içi gülen 80 milyon çocuğun daha böyle zor şartlarda yaşadığını öğreniyor. Çaresizliğe kapılmak yerine, tek bir çocuğun hayatına dokunarak başlıyor etkileyici hikayesine, tek bir çocuğu eğitim ile buluşturarak…

Ardından, daha fazlasını yapması gerektiğini inanıyor. Çocukluğundan itibaren biriktirdiği $5.000’ı ailesinden isteyerek, evleri ve aileleri olmayan yetim çocuklar için bir arazi satın alıyor. Nepalli 30 yetim çocuğa burada hem okul hem de sıcak bir yuva kuruyor. Yaptığı bu projeyle, bir dernekten $100.000 kazanıyor ve kazandığı parayla 200 kişilik bir okul yapıyor. Maggie dünyanın ancak kadınların ve çocukların eğitimi ile kalkınıp değişebileceğine inanıyor. Her gün görmeyi isteyeceği bir dünya yaratmak için başladığı bu hikâyeyi ise kendi cenneti olarak tanımlıyor.

Maggie Doyne’nin sizlere önemli bir mesajı var: Yapamayacağınız hiçbir şey yok!

Bu güçlü kadını izlemek için tıklayın: Maggie Doyne/You Can Do Anything


yazma.jpg

 

 

Eğer DEHB “dikkat” ile ilgiliyse, çocuğum neden okuma, yazma ve matematik konularında bu kadar zorlanıyor?

Bu sorunun basit cevabı DEHB’nin dikkat ve odaktan çok daha fazlası olduğu ve nadiren tek başına varlık gösterdiğidir. Aslında, DEHB tanılı çocukların yarısından fazlasında ayrıca öğrenme güçlüğü veya davranış sorunları da mevcuttur.

Davranış bozuklukları genellikle öğrenme problemlerini maskelemektedir veya karmaşıklaştırmaktadır. Çocuğunuzun öğretmeninden bu durum ile ilgili zaten telefon alıyorsanız, çocuğunuzun davranışlarının veya organizasyon sorunlarının tanı konmamış bir öğrenme bozukluğundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için uygun bir İşlevsel Davranış Değerlendirmesi yapılmasını önerilmektedir.

DEHB ile öğrenme / davranış problemleri arasındaki örtüşme neden bu kadar fazla?

Her şey aslında çocuğun yürütücü işlevine kadar uzanıyor. Öğrencinin çalışma belleğindeki en ufak problem okuduğunu anlamada ve yeni bilgileri var olan bilgilerle ilişkilendirmesini ciddi oranda etkiler.

Matematikte, çocuğunuz problemleri yorumlarken denklemleri, şekilleri ve teorileri çalışma belleğinde depolamak zorundadır.Yazılı dil, çocuğunuzun zaten zayıf yürütme  işlevlerini zorlayan, karmaşık bir dizi görev içerir. İlk önce, yapacağı görevin bölüm ve yönergelerini anlamak zorundadır. Daha sonra, yazma için kaynakları ve materyalleri toplaması gerekir. Daha sonra ne söyleyeceğini planlamak ve düşüncelerini mantıklı parçalara bölmek zorundadır. Ve en nihayetinde bir de mücadele etmesi gereken ince motor becerileri var.

DEHB olan birçok çocuk işlemleme, ince motor ve görsel motor entegrasyon zorlukları yaşar. Bu, çocuğunuzun yanlış yorumlayabileceği, geçmişi atlama veya genellikle görsel veya sözlü bilgileri anlayamayacağı anlamına gelir. Küçük bir çocuk olarak, mektup yazma konusunda, satırların içinde kalma ve sayfa düzenleme konusunda sorun yaşayabilir. Çoklu yönergeleri anlamakta zorluk çekebilir. Bu becerilerin tümüne akademik gelişimi boyunca ihtiyaç duyacaktır.

Çocuğumun öğrenme güçlüğü değerlendirmesine ihtiyacı olup olmadığını nasıl anlarım?

  1. Yazdığından daha hızlı düşünüyorsa,
  2. Size bilgileri söyleyebiliyor, ancak kağıda yazma konusunda sıkıntı yaşıyorsa,
  3. İki paragrafı yüksek sesle okumasına rağmen içerikle ilgili hiçbir soruyu cevaplayamıyorsa,
  4. Dün bir problemi yapabilirken şimdi ne yapacağını hatırlamakta zorlanıyorsa değerlendirmeye başvurulabilir.

Birçok aile, çocuklarının verilen yönergeleri kaçırdıklarına yönelik bilgi verirler. Bu çocuklar genelde zamanın dışında kalmış, muallakta ve dışlanmış çocuklardır. Ya da akranlarıyla geçinmekte zorlanırlar, bu yüzden zihinleri akademik işlerle değil, sosyal kaygılarla ve hayal kırıklıklarıyla meşguldür. DEHB olan birçok çocuk endişeli,  mükemmeliyetçi, dikkati akademik görev ve sorumluluklarda dağılan çocuklardır. Ayrıca, bu çocukların bazıları çok yeteneklidir, ancak uygunsuz davranış veya düşük performans nedeniyle düşük seviyeli gruplara yerleştirilmiştir. Hızla sıkılırlar ve kötü davranış döngüsü yeniden başlar.

İPUÇLARI:

  1. Çocuğunuzun bilgileri nasıl işlediğini anlamak için kapsamlı bir bilişsel değerlendirmeye tabi tutulduğundan emin olun.
  2. Çocuğunuzun bilim ve sosyal bilgiler gibi tüm müfredat alanlarında nasıl performans gösterdiğine bakarak derinlemesine, müfredat tabanlı okuma, yazma ve matematik değerlendirmesi edinin.
  3. Teknolojiyi keşfedin! Teknoloji çoklu algıyı harekete geçirirken son zamanlarda yazı ve imlayı da destekliyor. Ayrıca bir çok atık kağıttan da kurtulur ve kağıt israfına son vermiş olursunuz.
  1. Çocuğunuzu, işi bitirmekte zorlandığı için alt düzey gruplarda olma eğilimine direnç gösterin

 


IMG_0940-1200x900.jpg

Çocuklarınızla vakit geçirmek onlara verebileceğiniz en değerli hediyedir. Çocuğunuza zaman ayırmak, birlikte etkinliklere katılmak, hem çocuğunuzla olan ilişkinizi kuvvetlendirir hem de onun sosyal, duygusal gelişimini destekler.

1)    Beraber oyun oynayın

Ara tatil boyunca önceliğiniz, ev işleriniz, alışveriş, akraba ziyaretleri gibi “yapılması gereken işler” değil, çocuğunuzla oyun oynamak olsun.

Oyunun, çocukların hem fiziksel hem zihinsel hem de ruhsal gelişimine faydası olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konuluyor. Burada mükemmellik çabasında olmayın. Çalışıyorsanız da günde 15 dakikanızı çocuğunuzla oyun oynamaya ayırın. Bu bile onun için çok kıymetli olacaktır.

2) Haftada birkaç gün mutlaka dışarı çıkın

Alışveriş merkezleri gibi kapalı alanlara hapsolmayın. Hava soğuk da olsa dışarda zaman geçirmek çocuğunuzun gelişimi icin çok önemlidir. Doğa olaylarını, ağaçları, sokaktaki diğer insanları, çocukları ve hayvanları gözlemlemesi çevresel zekasının gelişimini de destekleyecektir.

3)Evde yarışmalar düzenleyin

‘Evde, dört duvar arasında gün boyu ne yapabiliriz?’ diyorsanız, aslında birçok seçenek var. Örneğin sessiz film, tabu, jenga, satranç, tavla gibi oyunlarla evde yarışmalar düzenleyebilirsiniz. Hatta bu yarışmalara diğer aile üyelerini de katarak mini turnuvalar düzenleyebilirsiniz. Bu sırada çocuğunuzun zekasını ve bilişsel becerilerini de geliştirmiş olursunuz.

 4)Beraber yemek yapın

İnternetten ya da bir yemek kitabından çocuğunuzun seçeceği bir tarifi beraber pişirebilirsiniz. Bu sahip olduğunuz vakte göre, tüm günlük ya da yarım saatlik bir etkinlik olabilir. Örneğin vaktiniz çoksa, yemek için gerekenler listesinin alışverişi ile başlayabilirsiniz. Ya da yarım saat içinde buzdolabındaki birkaç sebze ile lezzetli bir çorba yapabilirsiniz.

5)Sevdiği arkadaşlarıyla buluşturun

Çocuğunuzun sevdiği arkadaşları ile bir araya gelmesini sağlayın. Bu sayede hem çocuğunuzun diğer çocuklarla ilişkilerini gözlemlemiş hem de onun sevdiği ama sizin çok da tanımadığınız arkadaşlarını yakından tanıma fırsatı elde etmiş olursunuz.. Çalışıyorsanız bunu hafta sonu yapabilirsiniz.

6)Bırakın canı da sıkılsın!

Yanlış duymadınız. Bırakın bazen de canı sıkılsın! Sürekli çocuğunuzu bir şeye yönlendirme, bir şeyle oyalama telaşında olmayın.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çocuğun canının sıkılması hiç de kötü bir şey değil. Boş vakit geçirmek çocukların hayal güçlerine katkı sağlıyor. Ayrıca, iç dünyalarına dönerek kendilerini oyalayabilme ve düşünme becerileri artıyor. Böylece kendi kendilerine yeten bireyler haline geliyorlar.

7)Birlikte hayal kurun

Çocuğunuzla beraber gözlerinizi kapatıp hayal kurun ve sonra herkes hayalini anlatsın. Hatta bunu, hayalin bir kısımını siz, bir kısımını çocuğunuz kuracak şekilde bir oyuna dönüştürün. Bu size de iyi gelecek. En son ne zaman gözünüzü kapatıp hayal kurdunuz? Hatta buna diğer aile üyelerini ortak ettiniz?

8) Çocuklara yönelik atölye etkinliklerine götürün

Günümüzde artık neredeyse tüm sanat müzeleri, sanat platformları ve üniversiteler çocukların merak ve ilgi alanlarına yönelik atölye etkinlikleri yapıyorlar. Bunlar, bazen el becerilerini destekleyici, bazen merak arttırıcı, bazen gözlem yapmaya teşvik edici olacak şekilde çok farklı konularda düzenleniyor. Ya ücretsiz ya da cüzi ücretlerle yapılıyor. Yaşına uygun etkinliklere katılmasını sağlayın. Çalışıyorsanız bunu hafta sonu da yapabilirsiniz.

9) Arkadaşlarıyla katılacağı etkinlik organize edin

Bulunduğunuz şehirde daha önce görmediğiniz tarihi, turistik yerleri gezin. Yaşına uygun tiyatro, sinema ve gösterilere gidin. Bu aktivitelere istediği arkadaşı veya arkadaşlarının gelmesi daha çok keyif almasını sağlayacaktır. Çıkışta izlediği şeyle ilgili yorum yapmasına teşvik edin. Kısa bir özetini anlattırıp fikrini sorarak heyecanına ortak olduğunuzu hissettirin.

10) Hafızanızı yoklayın

Çocukluğunuzda sizin sevdiğiniz oyunları ve etkinlikleri çocuğunuza öğretin. Böylelikle, sadece çocuğunuz için değil kendiniz için de başka türlü bir anlam taşıyan keyifli bir zaman geçirmiş olursunuz.

 

 

 

 


backtoschool.png

Eylül ayı deyince birçok akla okulların pek yakında açılacağı gelir. Yeni öğretim yılının yaklaşması ile birlikte hem çocuklarınızı hem de sizleri ufak bir telaş sarar. Alışverişler yapılır, servisler önceden ayarlanır… Kısacası sizleri Eylül ayında birçok iş bekler. Bunca işin içinde tabii bir de çoğu çocukta sıklıkla görülen adaptasyon sıkıntısı ve kaygı gözlemlenir. Çocuğunuzun eski rutinine tekrardan alışması zaman alabildiği gibi kimi zaman oldukça zahmetli de olabilir.


basketbol-cocuk-spor-1-1.jpg

Hareket, yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan temel unsurlardan biridir. Öyle ki bebeğin ilk adımını attığı an ebeveynleri için unutulmazdır. Çünkü bebekteki motor gelişim becerilerinin artışı fiziksel büyümenin yolunda gittiğine işaret eder. Motor beceriler, yürüme, koşma, zıplama, yazı yazma, top tutma gibi hareketlerdeki kontrolünün sağlanmasını içerir ve yaşla birlikte artar.


ocukluk-çağı-korkuları-ile-başa-çıkmanın-yolları-1.jpg

Her ne kadar cesur görünmek adına belli etmesek de biz yetişkinlerin de korkuları vardır. Büyük bedenlerimiz ve gelişmiş zihinlerimiz bazı dönemlerde karanlıkta pencereye vuran dallardan ürkebilir. Durum böyleyken küçük vücutları içindeki çocuklarımızın korkularının daha yoğun olması normal değil mi?



Yaz tatili çocukların eğlenmeleri, öğrendiklerini pekiştirmeleri ve yeni deneyimler kazanmaları için çok guzel bir donem. Birçok çocuk çeşitli temalardaki yaz okullarına gidip bu ihtiyaçlarını giderebiliyor ancak aileleriyle geçirecekleri zaman da onların gelişimi için oldukça faydalı.  Yaz ayları bunun için okul dönemine göre daha elverişli olabilir.

 

Her yıl “Tatilde Yapılacak Şeyler konulu birçok yazı yayınlanıyor. Hepsinde de birbirinden güzel fikirler bulabilirsiniz. Bu yazıyı özellikle ailelerin çocuklarıyla birlikte yapabilecekleri, birbirlerinden öğrenebilecekleri, kendilerini keşfedecekleri aktiviteleri listelemek amacıyla yazdım. Umarım keyfinize keyif katar.


Copyright MindandMore 2018. Tüm hakları saklıdır.